Ahmet Kulaçoğlu ile Yat Sektörüne Yakın Bir Bakış

 

Genta Logistic hem tekne taşımacılığı hem de charter sektöründe yer alıyor. Firmanın sahibi Ahmet Kulaçoğlu ile yaptığımız röportajda hem yat sektörünü hem de charter sektörünü değerlendirdik. Önemli başlıklara değindiğimiz röportajımızı, firmanın charter teknesi olan 36 metrelik Silver Moon’da gerçekleştirdik.

İşte, sektörün kalbinde yer alan Kulaçoğlu’ndan çok önemli açıklamalar…

Türk yatçılığı hakkında ne düşünüyorsunuz?

“Şu anda Silver Moon teknesi üzerindeyiz. Türk charter tekneler arasında bu tekne de bulunmakta. Üst segment bir tekne çünkü zaruretten doğuyor bu tip şeyler. Malum, zamanında bu Gökova gezileri yapılırken çok iktidai şartlar vardı; su kısıtlı, buz taşıma vs. Şimdi her şey değiştiği için, kaliteler standartlar yükseldiği için teknelerin de boyları büyüdü, yolcu kapasiteleri büyüdü, kaliteleri arttı. Yeni jenerasyonda iyi ustalar geldi. Mimarlar girdi işin içine. Bu sektörde aşağı yukarı 50 senedir varım. En başından beri keyifle izlemekteyim ki her geçen sene üzerine bir şey koyarak ilerleniyor ve Türk yatçılığı hem inşa açısından, hem işletme açısından, hem servis açısından dünyadaki yerini çok güzel bir şekilde aldı.

Rakiplerimiz kimler ve onlara göre hangi noktadayız?

“E var tabi rakiplerimiz; Hırvatlar, Yunanlar şunlar bunlar. Bir Batı Akdeniz modası vardı. Tabii ki var, her zaman da olacaktır ancak biz onların standartlarını yakalamış durumdayız diyebilirim. Şöyle ki yetişmiş eleman hatta yetiştirenler de kendini yetiştirdiler. Hem işletmeciler hem inşa edenler… devir değişti. Gururla söyleyebilirim ki Türkler de buna gayet güzel ayak uydurdular. Dünyada tabii gelir dağılımı müthiş bir şekilde lükse doğru ilerlemekte. Olanın çok parası var, olmayanın da halleri malum, biliyorsunuz.”

Charter sektörü nasıl bir sektör? Kime hitap ediyor?

“Bu sektör; üst segment tekneler, özel uçaklarıyla gelen, evlerinde çifter aşçıları bulunan vs. o tarz yaşayan insanlar. Onlar evlerindeki düzenleri üst segment teknelerde bulmak istiyorlar. Kimileri tekne sahibi, kimileri de o işe girmiyorlar, kiralıyorlar vs. Tabii, bu tip insanlara hizmet vermek için onların ne istediğini, nasıl yaşadığını, neyi sevip sevmediğini, kahvaltısından tutundan da akşam yemeklerini, masa örtülerinden efendim masa düzeni detayından, en küçük detaylara bile bir lüks restoranda nasıl yapılıyorsa bunu vermek durumundasınız. Türkler genelinde konuşuyorum, iyiyiz yani. İnsanlar işlerini ciddiye alıyorlar. Bizim TYBA diye bir kuruluşumuz var; tekne sahipleri, brokerları, acenteleri, işletmecileri diye bir açılımı var. Yeni jenerasyondan bilhassa hem iyi eğitimli insanlar var hem de kendilerini çok iyi yetiştirmiş diğer insanlar var. Ahenk içerisinde çalışılıyor, Türk yatçılığına hizmet ediliyor. İkinci genel kurulumuzu geçen de yaptık. Denizcilik, yatçılık nasıl ilerler diye kurullar kuruldu; etik kurullar, hukuk kurulları…”

Personelin bu sektördeki yerini nedir?

“Tabii, personel de çok önemli bir konu her sektörde. Bizde daha önemli, hem marina olacaksınız hem de karada iyi bir beceride eleman olacaksınız. Bu bir yerde beş parmağınızda beş marifet olması gereken bir konu denizcilik. Yatçılık daha da ötesi. Genelde iyiyiz yani ben herhangi bir kötü gidiş falan görmüyorum. Yani ‘Ah şu da şöyle olsaydı!’ demiyorum. Olması gerekenleri zaten düzeltmeye çalışıyoruz. Yöneticilerimiz gayet iyi. Tekne sahiplerimiz, acentelerimiz, brokarlarımız…Tekne inşasına gelince bu Silver Moon teknesi değişik bir teknedir. Rengi itibariyle gümüş rengidir, Rainbow efekti verirsin. Efendim, bunlar kendimizin buluşları yani bir farklı olmak, bir değişik olmak adına ne kadar başarılıyız onu bilmiyorum ama iyi olduğumuzu söylüyorlar.”

Gelişmemiz için değiştirmemiz gereken noktalar var mı?

”Şimdi bu tekne boylarını büyütmemiz lazım. 50 metre plus yapmak gerekiyor çünkü dünya genelinde bu işler böyle. Gelirler alabildiğine çoğalıyor ve onlar o paralarını bir yerde harcamak durumundalar. Dünya böyle dönüyor. İstedikleri standartlar 50 metreyi geçtiği vakit ona göre garajı oluyor teknenin, artık var oğlu var. Yani bir sürü jakuziler, fly bridgeler, şu bu falan filan. O tip insanlara, o segmente hizmet etmek hem keyifli hem de daima ufuklara bakıp, şansımızı nasıl daha çoğaltabiliriz diyen düşünüyoruz. Herkes de böyle düşünüyor bu sadece benim düşüncem değil. Bizim Türk yatçıları da böyle düşünüyor; ‘bulunduğumuza kanaat edelim’ diye değil, ‘rakiplerimiz bizi geçmesin’ diye herkes canla başla çalışıyor, biz dâhil.”

Siz bu sektöre nasıl girdiniz?

“Ben ikinci jenerasyonum ailemde. Birinci jenerasyondan, yani benim babamdan bize kalan 14 metrelik  Bodrum tirhandili ile başladım ben bu işe. Daha sonra burada gulet yaptırdım, motor yat yaptırdım İstanbul’da falan. Yani hep böyle denizde, kendi ana mesleğimizde ki bizim ana mesleğimiz armatörlüktür, babamdan beri. Oğlum devam etmekte, hem deniz taşımasına hem de yatçılığın elit kısımlarıyla ilgilenmekte. Bende teknik, mekanik tabiri caizse ağır işleri de ben üstlendim, tabii tecrübeye dayandığı için onları da ben yapmaktayım.”

Eklemek istediğiniz bir şey var mı?

“Daha iyi şeyler yapacağımızı ümit diyorum. Bu sene pandemiden dolayı dünya genelinde bir sıkıntı yaşansa bile işlerin sonbahara doğru daha açılacağını düşünüyoruz ve uzun bir yaz bekliyoruz. Artık mevsimler de değişti çünkü güney yarım kürenin sıcakları yukarıya doğru gelmeye başladı. Yazlar burada uzun sürüyor kaldı ki İngiltere ve  Norveç’te bile yazlar uzun sürmeye başladı dolayısıyla ben şahsen turizmden de sektörden de umutluyum. İşler pek iyi gitmiyor şu ara ama her zaman her şey iyi gitmeyebilir. O zaman zaten işin bir keyfi, heyecanı olmazdı. İnşallah bundan sonra daha iyi olur diyelim.”

YACHTLIFE&TRAVEL

Diğer Makaleler

İlginizi Çekebilir