Küçük yaşlardan beri denize karşı tutkusunu hiç kaybetmeyen Oğuz Sevinç, bir gün bankadaki işinden istifa edip, hayallerinin peşinden koşmaya karar verince bütün hayallerini gerçekleştirmeyi başardı. Önce hayalindeki yatı yapan Sevinç, kısıtlı imkânlar dahi olsa başarılı olunabileceğini herkese kanıtladı. Bununla da yetinmeyen Sevinç, hayalindeki işi büyütmek istedi ve küçük bir hangarda yat imalatına başladı.
Zamanla işleri büyüten ve yat imalatı sektörüne profesyonel olarak devam eden Sevinç ve ortağı Mustafa Sarı ile güzel işlere imza atmaya başladı. Yurt içine farklı projeler imal eden Sevinç ve Sarı, halen küçük bir hangarda birbirinden güzel tekneleri denizle buluşturuyor.
2021 yılında güzel projeleri hayata geçirmek isteyen ikili, yurt dışından da sipariş alsa da, kısıtlı imkânlar nedeniyle henüz yurt dışına açılamadı. Amatör bir ruhla başlayan Sevinç, giderek profesyonel ve yurt içi- yurt dışında güzel projelere imza atan bir yat imalatçısı olarak sektörde yerini aldı. Artık daha büyük hedefler ile geleceğe bakan Sevinç, şimdiden farklı tekne projeleri ile adından söz ettiriyor.

Trabzon’da kendi yatınızı inşa ettiniz. Bu hayal nasıl başladı ve nasıl gelişti?
“Deniz sevdası daha çocukken işledi içime. Sabah kalkar kalkmaz ilk işimdi denize bakmak. Ancak bir zaman sonra denizi seyretmek, onun üstündeki tekneleri izlemek, hatta yüzmek bile içimdeki sevdaya karşılık gelmiyordu, sanki onun bir parçası olmam gerekiyordu ve bunun ancak denizin üstünde dans eden bir tekneyle mümkün olacağını biliyordum ancak bizim bir sandalımız dahi yoktu. Bu beni yıldırmadı önce tekneler çizerek başladım, daha sonra maketler yapmaya başladım. Yaptığım maketler arkadaş çevrem tarafından beğenildi ve daha lise çağlarında maket de olsa siparişler almaya başladım. Maketleri geliştirerek denizde yüzebilen motor tahriki ile hareket edebilen tekneler yapmaya başladım. Bir yerden sonra maketlerle de yetinemiyordum artık kendi teknemi yapmam gerekiyordu. Üniversite okumak için gittiğim Tokat’ta ev arkadaşlarımın da desteğiyle 7.50 metrelik kamaralı bir tekne yaptım ve Tokat’ın Almus barajında ilk tekne sefamı yaptım. Üniversite bittikten sonra özel bir bankada çalışmaya başladım ancak deniz sevdası baskın geldi ve 2014 yılında istifa ederek kendi firmamı kurdum böylelikle profesyonel tekne piyasasına girmiş oldum.”
Yurt içi ve yurt dışından sipariş alıyor musunuz? Şu anki üretim kapasiteniz nedir?
“2014’den bu yana Çeşme’den Alanya’ya, Bozcaada’dan İstanbul’a, Türkiye’nin çeşitli yerlerine tekneler yapıp gönderme kabiliyetini gösterdik. Yurtdışından çeşitli teklifler aldık ancak siparişe dökemedik. Şu anki tesisimiz 10 metre. Birden fazla tekne yapmaya müsaade etmiyor. Ancak üretim kapasitesini artırmak için Trabzon Valiliğinden daha büyük bir yer talep ettik. Kısa zamanda sonuçlanacağını umduğum talebim gerçekleştiğinde aynı anda birden fazla tekne imal edebileceğiz.”
Gelecekteki hedefleriniz nelerdir?
“Kısa vadede üretim bandını genişletmek öncelikli hedefimiz bunun için girişimlerimiz bulunmakta. Akabinde ülkemize uluslararası yeni bir marka ekleyebilmek, dünyada bu sektörün içinde kabul görmüş dev firmalar arasında yer almak en büyük hedefim.”
Sizin gibi genç girişimcilere vermek istediğiniz tavsiyeler var mı?
Ben sadece hayalleri olan ve nerdeyse hiç sermayesi olmayan biri olarak girdim bu sektöre. Bir cebimde inancım bir cebimde de hırsım vardı. Önüme gelen her işten kendime bir fayda çıkarttım ve hepsine işte bu beni ileriye götürecek olan iş olarak baktım. Sözün özü kişi önce kendini bilecek yapmaktan zevk aldığı işte sadece para kazanmak için değil zamanını kaliteli harcamak için de sevdiği işi yapacak. Zaten bir kişi yaptığı işi severek yapıyorsa başarı kaçınılmaz oluyor. Belki zaman alıyor, belki kazandırmıyor, belki çok sıkıntılar çektiriyor ama işin sonunda ürettiğiniz bir şeye bu ne olursa olsun baktığınızda çektiğiniz onca çile ve sıkıntının yok olduğunu göreceksiniz. Son olarak idari bilimler fakültesi mezunu, eski bankacı ve yeni sayılan bir tekne tasarım ve imalatçısı olarak diyorum ki hayallerinizin peşinden koşmaktan, kendinize hedefler koymaktan, ve bir şeyler üretmekten korkmayın.
Son yaptığınız proje hakkında bilgi verebilir misiniz? 2021’de ne gibi projeler sizi bekliyor?
“Beş yıllık hedeflerimin içerisinde olan 12 metrelik bir motoryatı üretmek 2020 yılında nasip oldu ve geçtiğimiz Kasım ayında bitirip İstanbul’da sahibine teslim ettik. Bu vesileyle tekne sahibi Rıdvan beye katkılarından ve bize inancından dolayı çok teşekkür ederim. 2021 yılı içerisinde üretmiş olduğumuz bu teknenin seri üretimini yapmayı amaçlamaktayız, ayrıyeten 16 metrelik yeni bir motoryat proje çalışmaları içerisindeyiz 2021 yılı içerisinde de kalıplarının tamamlanmasını hedefliyoruz.”
Türkiye’nin yat sektöründeki yurt içi ve yurt dışı başarılı çalışmalarını nasıl değerlendiriyorsunuz?
“Ülkemiz yat üretiminde dünyada hatırı sayılır bir yer almakta. Gerek yurt içine gerekse yurt dışına üretilen büyüklü küçüklü yatları gördükçe gelecek adına umutlanıyorum ve bu durum beni cesaretlendiren şeylerden biri. Ancak tekne sadece gövdeden ve mobilyadan oluşmuyor. Biz ne kadar gövde inşasında ve mobilya da iyi olsak da donanım kısmında zayıfız. Motorundan elektronik sistemine, boyasından elektrik sistemine kadar birçok üründe maalesef dışa bağımlıyız. Ben inanıyorum ki; bu ülkenin evlatları o eksikliklere de el atacak ve nasıl ki yat üretiminde dünyada önemli bir yerdeysek o eksik kaldığımız ürünlerde de iyi yerlere geleceğiz.
Yat üretiminde yurt içi ve yurt dışı arasındaki maliyet ve işçilik farkını nasıl değerlendiriyorsunuz?
Yurt dışında üretilen teknelerin marka değerleri ciddi rakamlara ulaşıyor en büyük farklardan biri bu. Ülkemizdeki işçiliğin ağırlıklı olarak TL olarak ödenmesi ve bu anlamda döviz kurlarındaki fark yerli tekneleri daha ucuz yapıyor. İşçilik konusunda bence çok fazla fark yok ancak tasarım kısmı zayıf olduğumuz konulardan biri.
Son olarak eklemek istediğiniz bir şey var mı?
Çıktığım bu zorlu yolda her zaman yanımda olan kardeşim Sinan Sevinç’e, çalışmak zorunda kaldığım onlarca pazar günü tatillerinde beraber olamadığımız için bir kez olsun gönül koymayan eşime, üzerimden yük ve sorumluluk alarak beni biraz olsun rahatlatan ortağım Mustafa Sarı’ya, bizim bürokrasinin altında ezilmemize izin vermeyen Barış Öztürk’e ve bu fırsatı bize sunduğunuz için Yacht Life And Travel ekibine çok teşekkür ederim.
Röportaj: Başak Kanık
YACHTLIFE&TRAVEL


