Tüm Yat İşletmecileri, Yatırımcıları, Broker ve Acenteleri Derneği (TYBA) Yönetim Kurulu Başkanı Şeref Sevi ile hem içinde bulunduğumuz konjonktürü hem de gelişmeleri değerlendirdik.

Pandemide Gerekli Tedbirleri Aldık
Pandemi sürecinde üyelerinize hangi konularda yardımcı oldunuz?
Pandemi başlar başlamaz, bunun kendi mesleğimize olumsuz etkilerinin neler olabileceğini düşünüp hemen gerekli tedbirlerimizi aldık. TYBA yönetim kurulu olarak internet üzerinden yaptığımız toplantılar süresince covid sonrası sezon başladığında neler yapılmalı, nasıl önlemler almayız konusuna çözümler üretip; Sağlık Bakanlığı’nca Biyosidal Ürün Tipi 1-2 ve 3 Ruhsatına Sahip ve fizyolojik doğala eş değer hem antiseptik, hem de dezenfektan özellikteki ürünü tedarik edeceğimiz bir firma ile anlaşıp ürünün detaylarını içeren, kullanımını anlatan detaylı bir bilgilendirmeyi tüm üyelerimiz ile anında paylaştık. Ayrıca ürünün kullanımını da anlatan bir videoyu hem İngilizce hem Türkçe olarak web sitemizde paylaştık. Sezon boyunca izlediğimiz ve takip ettiğimiz kadarıyla bize ulaşan herhangi bir şikayet olmadı. Arkadaşlarımız teknelerinde gereken önlemleri zamanında aldıkları ve doğru uygulardıkları için geri dönüşler oldukça iyiydi.
Yat Sektörü Yatırımcı ve İmalatçıyla Beraber Gelişir
Türkiye yat sektörünü Akdeniz Çanağı’ndaki ülkelere göre kıyaslar mısınız?
Türkiye’de yat sektörü yatırımcı ve imalatçı ile beraber çalışır ve gelişir. Herhangi bir yatırımcı tekne imalatına yatırım yapıp üretime gitmediği sürece Türkiye’deki yat kiralama sektörünün gelişmesi de pek mümkün olmaz. Zaten uzun zamandan beri yeni tekne sıkıntısı var. Eskiden her sene 10’un üzerinde yeni tekne denize inerken son birkaç yılda neredeyse piyasamıza hiç yeni tekne katılamamıştır. Bu durum aslında yapılan teknelerin biraz da dışarıya ihracı ile ilgilidir. Yatak kalitesi ile ilgili sıkıntımız var. Küçük teknelerde yatak var daha üst segment teknelerde de var ve bu ikisi arasındaki fiyat farklılıklarından doğan uçurum bizim sahillerimizdeki güzellikleri sergilememizde sorun yaratabiliyor.

Teknelerimizin Temiz Olması Gerek
Hedeflediğimiz en temel şey sahillerimizdeki zenginliği ve güzelliği oransal olarak teknelerimize yansıtabilmek. Turizmden örnek vermek gerekirse 5 yıldızlı otel yapıyorsunuz ama sokaklarınızı temizlemiyorsunuz ve 1 yıldız olarak kalıyor. Tesise gelen konaklayan turist tesisten çok memnun ama sokağa çıktığı andaki çirkin görüntüden rahatsız oluyor, bunu denize uyarlarsak bizim denizlerimiz, sahillerimiz ve çevremiz 5 yıldız ama teknelerimizin 5 yıldız olması çok uzun zaman aldı. Burdan şu anlaşılmasın her tekne 5 yıldız olacak değil burada verdiği hizmetin 5 yıldız olması gerekir. Tekne küçük olsa bile servis açısından butik olmalı. Tekne mutlaka çok temiz olmalı. Buradan yola çıkarak bu kadar uzun bir sahil şeridinde var olan tekne sayısı ile gelen misafirleri, yurt içi yurt dışı farketmeksizin, çok iyi bir şekilde ağırlayabiliyoruz. Ancak diğer rakip ülkelerinde piyasaya girmesi ile birlikte mevsim sürelerimiz kısaldı. Şimdi amacımız bu süreyi yeniden uzatabilmek. Pandemi ile birlikte gelişen süreçte ise tamamen iç piyasaya dönüldü. İç piyasaya hizmet vermekten keyif alıyoruz ancak döviz kazanma alışkanlığımız olduğu için bu sene satış fiyatlarımızın TL’ye dönmesi sebebi ile müşterilerimiz ile fiyat pazarlığı konusunda karşı karşıya kaldık. Bu durum yapılan yatırımın geri dönüşümünü ileri atıyor. Yatırımımızı koruyabilmek için yurtdışı ile döviz üzerinden çalışmaya devam ediyor olmamız gerekir.
En Büyük Sermayemiz Çevre
Biz TYBA olarak bu süreçte misyonumuz her teknenin tekil olarak pazarlanmasından çıkıp bütün koyların bir anda ülkenin sahip olduğu değerler ile birlikte denizdeki değerleri de ortaya koyan ve onu pazarlayan bir yapıya bürünmek istiyoruz. Yani sadece Bodrum-Marmaris sahili değil, tüm sahiller bizim, hepsi temiz olacak hepsi yeşil olacak ve tekneler onları kirletmeyecek ve biz bunun bütününü yurtdışında sergiliyor olacağız çünkü sonuçta bizim en büyük sermayemiz çevre. O olmadan bu işi yapabilmemiz mümkün değil.

KDV Oranımızın Dünyayla Rekabet Edilebilir Düzeyde Olması Gerek
Yat sektörünün sorunları nelerdir?
Yat imalatı konusuyla ilgili iyi yolda olduğumuzu söyleyebilirim ama marka olmak için daha yolumuz var. Hızla arayı kapatıyoruz, son derece başarılı mühendislerimiz, tasarımcılarımız var, ancak marka olmak için katedilecek çok yolumuz var. Yat üreten firmalar için biz TYBA olarak işin ticari tarafındayız. Yat üreten firmalar içinde özel ve ticari olarak farklı üretim yapan şirketler mevcut. Biz ticari tarafından bakarsak, bu işin dünya üzerinde ki ticareti çok yoğun ve daha da yoğun olabilir. Emniyetli bir tatil sistemi, insanın ruhuna hitap eden bir tatil sistemidir. İnsan ruhunun tabiatla denizle bir arada olma şansı tekne tatili dışında pek yoktur. Biz ülke olarak sahip olduğumuz zenginliğin farkındayız ve ticari olarak bizi destekleyecek bazı teknik konular var. Bunların başında rekabet edebilmemiz için dünyadaki diğer KDV oranları ile bizim KDV oranlarımızın rekabet edilebilir düzeyde olması gerekir.
Özel Olarak Üretilmiş Teknelerin Ticari Olarak Kullanılması
Diğer bir konu da özel olarak üretilmiş teknelerin ticari olarak kullanılması, ticari yatırım yapmış kişilere bu durum çok ciddi bir zarar vermektedir .Fırsat eşitsizliği yaratmakta olan bu hususun önlenmesi gerekmektedir.
Ödenemez Marina Maaliyetleri…!
Yat bağlama kapasitemiz istenilen düzeyde değil, bu konuda neler yapılmalı?
Bu konu göreceli kanımca. Pek çok yanaşacak yer var ve her tekne için her marinada yer olacak diye bir kaide yok. Çünkü o kadar çok marina yapılamaz. Tekne sayısı kadar marina ve tekne bağlama yeri olursa çevre olarak koylarda ciddi sıkıntı yaşarız. Sahiller marinadan geçilmez. Tekneler denizde eminiyetli bir şekilde durabilmeli, demirleyebilmelidir. Burada bir denge söz konusu olmalı, bunu sağlayacak kurum devlet değil. Bunu sağlayacak olan yatırımcı olmalı. Yapmak istediği teknesi ile ilgili hedef koyacak, nereden idare edeceğini planlayacak, alt yapıyı planlayacak ona göre yapacak. Yoksa 60 mt tekne yapıp denize indirip bağlayacak yerim yok diye söylenmek işin en kolayı, bu planlamayı yapmaz, hedeflerini doğru koyamaz isen burada sorun bağlama yeri olmaması değil planlama eksikliği olur. Çok marina var bakacak olursanız, kullanılmıyor, atıl kalmış ama çok revaçta olan marinalarda sıkıntı var. Burada konuyu aslında ikiye ayırmak gerekiyor. Özel ve ticari tekneler. Özel teknelerden konuşuyorsak başka, ticari teknelerden konuşuyorsak başka şeylerden konuşmalıyız. Ticari tekneler için alışageldikleri belediye marinalarından çıkıp özel marinalara geldikleri zaman ödenemez mailyetlerle karşılaşıyorlar. Burada söz konusu olabilecek şey belki belediyelerin yapabileceği yat yanaşma yerlerini ya da ticari limanlarını ticarete ayırarak düzenlemek şeklinde olabilir.

Spesifik Bir Yat Haftasına İhtiyacımız Var
1983 yılında yayınlanan yat turizminin önemli bir kısmı geçtiğimiz günlerde ortadan kalktı. Yabancı charter lisans almak isteyen teknelere artık lisans verilmiyor. Bu durum kiralama piyasasında çok imajımızı düşürdü. Bu durum Kabotajı deldiği ileri sürülerek yapılmıştır. Devletimiz turizm için uzun yıllardan beri bu konuda bir istisna yapmıştır. Yönetmelikte hatalar ve eksikler vardı. Bunlar dünya gerçeklerine uydurularak büyük bir gelir kapısı oluşturulabilirdi. Yasaklayarak büyük maddi kayıp ve tanıtım zaafına uğradık. Yabancı bayraklı teknelerin ülkemizde ticaret yapabilmesi ve bizimle aynı vergi temelli bir zeminde çalışabilmesi bence çok doğru olurdu. Harçlar yükseltilebilir ve KDV takip edilebilirdi. Bizim lehimize tanıtım yapan varlıkları ile de diğer yabancı yatçılara güven veren büyük bir kesim Hırvatistan’a ve Yunanistan’a gitti. Bu tekneler gidince charter lisansı, transit log, liman ve marina bağlamaları, gümrükleme, fener ve sağlık rüsümu yat bakım onarım işçiliği, malzeme satışı, kaptan, gemici ve diğer personlenin istihdamı gibi yan gelirler ortadan kalkmıştır. Şimdi yabancı bayraklı teknleri gönderdik ama yabancı otel zincirleri ülkemizde ticaretlerine devam ediyorlar. Bu konudan bağımsız olarak bir öneride bulunmak istiyorum. Bilindiği üzere ahşap tekne imalatımız bizim en önemli markamızdır. Bu duruma sahip çıkmak gerekiyor. Muğla sahillerinde yapılan üretim ve satış odaklı bir ahşap tekne haftası organizasyonu gerçeklestirmeliyiz diye düşünüyorum. Ahşap tekne meraklılarını dunya üzerinde toplayacak tanıtacak ve sevdirecek ahşap sıcaklığını anlatacak spesifik bir yacht haftasına ihtiyacımız var. Osmanlı’dan kalma Bodrum’da bulunan tersanemiz ve Göcek’teki Tersane Adası’ndaki kalıntılar o zamandan bu yana bu bölgede tekne yapıldığını göstermektedir. Bu gelenek bu günde sürmektedir. Tarihe dayalı olarak bunu dünyada anlatabilmeliyiz. Çok uzun yıllardan beri Bodrum ve çevresinde muhteşem ahşap tekneler üretilmektedir. Bodrum başta olmak üzere Bozburun ve Fethiye’de üretim devam etmektedir. Ahşap tekne bu bölgenin en temel ürünüdür. Mavi yolculuk yapmak için özellikle seçilen teknelerdir. Uzun yıllardan beri yapılan Bodrum ahşap Kupası yerini Bodrum Cup ismine bırakmıştır. Madem bu kadar güzel ahşap tekneler yaptık ve bunları dünyanın her yerine sattık artık ürünümüze sahip çıkmamız ve bunu dünyaya başka türlü duyurmamız lazım geldiğini düşünümüyorum. Uzun zamandan beri yeni yatırımcılar tarafından üretim yapılmadığı için Ustalar ve marangoz ekipleri de dağılmaya başlamıştır. Bu üretimi canlandırmak için yapılacak yurtdışında adımızı duyuracak bir organizasyon neden olmasın.
ÖZEL HABER
Ahmet Doğan-YACHT LIFE & TRAVEL


