Ülgen Tekne Modelcilik Sanatına Sahip Çıkıyor

 

Ülgen Tekne, kotracılık sanatını “yüzme bilmeyen gemiler” olarak tanımlıyor. Gerçek teknelerin, minyatür hallerinin yapıldığı modelcilikte hayat bulan tekneler, yüzme bilmese de oldukça seviliyor ve her biri için büyük emek veriliyor.

Babası ve amcasından kalan bu sanatı devam ettiren Doğan Ülgen, modelciliğin nasıl başladığını ve Ülgen Tekne’nin bu mirası nasıl sürdürdüğünü anlatıyor.

Cezaevinin Özgürlük Simgesi Kotracılık

30 Kasım 1853 Rus baskınından sonra 1856 yılında Paris Antlaşmasıyla kapanan Sinop tersanesi, cezaevine dönüştürülünce, bu durumdan ortaya güzel bir sanat doğdu. Tekne modelciliğinin yayıldığı bu dönemlerde, modelcilik cezaevinde mahkumlar tarafından “uğraşı” olarak nitelendiriliyordu. Aynı şekilde modelciliğin gözüktüğü tersanelerde ise bu uğraş, gelenek olarak biliniyordu.

Tersanelerde yapılan yelkenliler, cezaevinde çok farklı bir anlamda hayat buluyordu. Mahkumların bu güzel yelkenli uğraşı, cezaevi sınırlarında özgürlüğü simgeleyen bir kilit noktasıydı.

1940’lı yıllarda “kotracılık” adı altında yaygınlaşan bu uğraş, tahliye olan iki mahkumun bu işe devam etmeleri ve çevreleriyle paylaşmaları sonucunda yayıldı. Kotralar evleri, iş yerlerini süslemeye başlayarak, limana gelen yolcu vapurlarının aranılan hediyelik eşyası haline geldi.

Her Geçen Gün Büyüyen Sevgi ve Emek

Ülgen, 1953 yılında babasının ve amcasının gençlik dönemlerinde başladıkları kotracılığa, denizi sevdikçe ve ahşabı tanıdıkça, bu sevginin büyüyerek; çektirmelere, sandallara, takalara, alamatralara, guletlere ve onlarca gemi modeline dönüştüğünü ifade ediyor.

Ülgen, Ülgen Tekne’nin yükselişini ve başarılı yolculuğunu şöyle anlatıyor: “Ahşaptan el işçiliği ile ürettiğimiz modellerimizi katıldığımız yerel, bölgesel ve uluslararası fuarlarda tanıtarak, deniz sever insanların beğenisine sunduk. Dünyanın karada yapılan en büyük denizcilik fuarı olan Boat Düsseldorf’a üç yıl üst üste katıldık. Hem kentimizi hem de ürünlerimizi başarıyla tanıttık. Ürünlerimiz öyle bir noktaya geldi ki, dünyanın birçok ülkesinde satışa sunuldu.”

Bir Usta Bin Usta Projesiyle Gençlere Destek

Ülgen, gelecek kuşaklara tekne modelciliğini aktarmak niyetiyle zaman zaman gençlere yönelik kurslar açtıklarından bahsediyor. Ülgen, modelciliğin nesilden nesile aktarılması için “Bir Usta Bin Usta” projesini hayata geçirdiklerini dile getiriyor.

Çalışmalarındaki hassasiyeti vurgulayan Ülgen: “Hediyelik eşya olarak ürettiğimiz modelleri yaparken, özgün yapılarına  bağlı kalmaya dikkat ediyoruz. Genellikle  yumuşak dokulu ahşaplar kullanıyoruz. Teknelerimizi  çevreye duyarlı kurşunsuz boyalar ile boyuyoruz. Ürünlerimizi hediyelik eşya olmasının yanı sıra kurumsal firmalara da promosyon ürün yapmaktayız” şeklinde konuşuyor.

Deniz Kültürüne Katkı Sağlıyoruz

Ülgen, deniz sevgisiyle yaptıkları modelleri, üç tarafı denizlerle çevrili Türkiye’de, deniz kültürüne katkı olarak  gördüklerini belirtiyor. Milli değerleri modelciliğe yansıttıklarını söyleyen Ülgen,  Cumhuriyetin simgesi olan milli mücadelenin, 100.yıl anısına Bandırma Vapurunu sınırlı sayıda ürettiklerini aktarıyor.

YACHTLIFE&TRAVEL

Diğer Makaleler

İlginizi Çekebilir